26 fevral Xocalı soyqırımı Azerbaycan tarixinin qanlı sehiflerinden biridir. 1992ci fevral ayının 25-26sinda ermeni zalımları Xankendinde yerleşen keçmiş SSRInin motoatıcı alayı ile birlikde Qarabağın Xocalı rayonunda minlerce günahsiz insanımızı qetle yetirdi. Onlardan 63 uşaq, 106 qadın ve 70 qoca xüsusi amansızlıqla, işgence verilerek öldürülmüşdü. Ayrıca, rayonun sağ qalan ehalisi qaçmağa calışarken ermeniler terefinden mühasireye alınaraq güllenenmişdir. Fotolara baxıram, içimden bir acı sızlama keçir; o insanlarin günahı ne idi axı? O körpeler bu heyatda daha ne gün görmüşdüler ki? Azerbaycan xalqı Xocalı faciesini merhum jurnalist Çingiz Mustafayevin sayesinde öyrendi. Düşmen güllesine tuş geldiyi ana qeder qorxmadan Ağdamda, Laçında, Şuşada olanları operativ şekilde yaratdığı "215 KL" ile dünyaya çatdırmağa çalışırdı. Ele o veriliş kimi özünün ömrü de qısa oldu, cebhede başlayan heyatı, cebhede de sona çatdı. Her defe cebheye gederken atasının etirazlarına "Men getmeyim bes kim getsin" cavab veren Çingiz yaralandığı an elinden kamerasını düşürse de kamera çekmeye davam edirdi..."Kameramı götürün" Çingizin son sözü idi... Bu facienin üstünden 1۶ il keçmesine baxmayaraq, dünyanın bir çox ölkesinde Xocalı Soyqırımı qebul edilmemiş, işğal altında olan torpaqlarımız azad edilmemişdir. Çingizin şekillerine, Xocalıda çekdiyi videolara baxarken göz yaşımı tuta bilmediyim bu meqalemin sonunda Sene seslenmek isteyirem, ey Azerbaycan övladı: Çingizin ruhu, Xocalıda qetle yetirilenlerin ruhu rahat deyil. Oyan ey Azerbaycan milleti, torpaqlarını düşmen işğalcılarından azad etmeyin zamanı gelib. ...Rahat yat Çingiz, deme ki, tuş geldin xeyanet güllesinewww.behrasdoo.blogfa.com
Xocali Soyqirimi ve Chingiz Mustafayev
Iller keçecek, gün gelecek senin üçün de qoyular heykel
Sen bize öyretdin ölüme dik bakmağı, sine gelmeyi
Senden öyrendik Veten üçün yaşamağı Veteni sevmeyi
Sen bize ders oldun üreyi yaralı hem bağrı qanlı
Senden öyrenib oxuyur bu gün her bir Azerbaycanlı...

Türk kültüründe Bozkurt'un manasını açıklayabilmek için kültürün tanımlanması gerekir. Özellikle kültürde sembolün öneminden bahsettikten sonra Bozkurt'un anlamını daha kolay kavrayabiliriz. Bir milletin kültürü ile mitolojisi birbirinden farklı kavramlar değildir, her ikisi de aynı hayat felsefesinden beslenmektedir. Kültür; bir milletin, dilini, sanatını, hukuk ve ahlak anlayışını, duygularını, inançlarını, hükümlerini aksettirir. Çünkü bir milletin folklorunu ve edebiyatını belirleyen, mensuplarının idrak alemini oluşturan değerlerin özünde o milletin kültürü vardır. Kültürün özelliği, milleti meydana getiren fertlere kazandırmış olduğu idraktır. Bir kültürün sınırı, onun zihniyet ve imanı ile çevrelenmiştir. Kültürleri birbirinden ayıran, zihniyet ve iman farklarıdır. Aynı farklara sahip olan cemiyetlerin birbiri ile çarpışmasına sebep olur. Kültür çevreleri benzer olan veya benzer kaynaklardan beslenen kültürler olur ama bunlar birbirine tamamen benzemez. Her kültür, diğerlerinden farklı görünmek durumundadır, farklılık şuuru olarak isimlendireceğimiz bu durum, toplumun bütün hayat şekillerini başka kültürlerden ayrı olmaya, değişik bir üslûp kurmaya yönlendirmektedir. Milli kimlik yahut kişilik dediğimiz bu farklı oluş, düşünce biçiminden, kılık kıyafet; tavır ve davranış biçiminden, eğitime ve eğlenceye kadar hayatın her saha ve safhasında görülür. Mesela, aynı dine mensup olan milletlerin dinî anlayış şekilleri birbirinden farklıdır. Çünkü idrak alemini şekillendiren değer yargıları farklıdır. Bu farkı onaya çıkaran ise o milletin kültürüdür. Bu farklılıklar o milletin mimarî abidelerine, edebî eserlerine, musikî eserlerine, felsefî sistemlerine, v.s... yansır ve kültürün devamlılığını sağlar. Böylece gelecek nesillere yol gösterici olur, kaynaklık yapar. Her toplumun kültür değişimlerinin bir geçmişi vardır. Kaynağını ise o toplumun tarihi derinliklerinden alır. Bir kültür varsa, onun ait olduğu millet vardır. Millet özelliğine layık bir topluluk varsa, muhakkak bir kültürü vardır. Kültürler ve dil, din, tarih, edebiyat, sanat, örf ve adetler gibi unsurlar, ait oldukları cemiyetler kadar eski ve onlarla yaşıt sayılmalıdırlar. Bu kültür unsurları nesilden nesile intikal ederler. Bunun neticesi olarak da yeni nesiller bunları hazır bulurlar. Kültürü kalıcı kılan ve gelecek nesillere aktaran, kültürün değer yargılarıdır. Bu değer yargıları da kendini sembollerle yaşatır. İşte bu semboller kültürün en güçlü ve kalıcı kısmını oluşturur.
وان سهند،سبلان،هرکان داغ، بزقوش، پکچین، قافلانکوه، سیندان،چرکین و دمیرلی را نام برد. مرتفع ترین کوه آذربایجان جنوبی با ارتفاع 4811 متر سبلان نام دارد. آذربایجان جنوبی از لحاظ منابع آبی زیرزمینی نیز سرزمینی بسیار غنی بوده و بدلیل کوههای سربفلک کشیده اش پتانسیل باران گیری خوبی را شکل میبخشد.این سرزمین زیبا تحت تاثیر هوا و رطوبت دریای خزر،دریای سیاه و ومدیترانه بارشی مداوم داشته و منابع آبی آن تمامی ندارد .از طرف دیگر بدلیل ارتفاع بالا از سطح دریا ،میانگین دمای سالانه در منطقه پائین بوده و بهمین دلیل نیز محصولات زراعی در آن دیرتر بعمل میآیند.در سرزمین آذربایجان جنوبی تنوع محصولات کشاورزی محدود میباشد .با انجام اصلاحات ارضی در رژیم پهلوی و بعد از انقلاب اسلامی ایران زمینهای زیر کشت کاهش و جمعیت سیری رو به افزایش داشته و بدین ترتیب قابلیت زراعی آذربایجان جنوبی نیز افت نمود. بدلیل عدم توسعه صنعتی علی الخصوص در استانهای آذربایجانغربی،اردبیل و همدان خلق بیشتر به زراعت مشغول بوده و بهمین دلیل بیشتر جمعیت زارع ایران در این منطقه زندگی میکنند. رودخانه هائی که بیشترین پتانسیل هیدروالکترک دارند نیز در آذربایجان جنوبی جریان مییابند. عموما اولین فعالیت اقتصادی را کشاورزی و دامداری تشکیل میدهد.